Hayvanlar Kaç Grupta İncelenir? – Kayseri’den Bir Günlüğümden Notlar
Kayseri’nin soğuk sabahları var, hani o tipik Anadolu sabahları. Güneş çıkmadan önce, sokaklar neredeyse ıssızdır. Öylesine bir sessizlik vardır ki, adımlarınız bile ürkek gelir bu şehre. Bugün, sırtımda sıcacık montumla bir kafede oturmuş, eski defterimin sayfalarını karıştırıyorum. 25 yaşımdayım. Bir yanda hayallerim, diğer yanda günlüklerim. Kafamda hayvanlar, doğa, varoluş ve hayatın anlamı dönüp duruyor. Çünkü bir sorum var: Hayvanlar kaç grupta incelenir?
Düşüncelerim, bazen bir kelebeğin kanat çırpışı kadar hafif, bazen de bir dağın zirvesine tırmanan rüzgar kadar ağır… O soruyu sordum ama asıl olan hayvanların çeşitliliği ve içsel dünyaları. Bir zamanlar, belki 15 yaşımdayken, annem bana hayvanlar hakkında bir şeyler anlatmıştı. Hatırlıyorum, sabahları okula gitmeden önce birlikte kahvaltı yaparken, o her zaman anlatacak bir şeyler bulurdu. O sabah, ilk defa hayvanlar dünyasının karmaşıklığından söz etmişti. Onun sözleriyle hayvanlar üç ana grupta inceleniyordu: Omurgalılar, omurgasızlar ve memeliler.
Fakat zaman geçtikçe, o sabahları kaçırmadan kahvaltı yapma şansım da azalmıştı. Üniversiteye başladım ve Kayseri’de yalnız yaşamaya başladım. Günlerim daha çok derslerle, arkadaşlarla ve keşiflerle geçti. Ama her zaman içimde bir eksiklik vardı. Bir tür boşluk… O boşluk işte, bu sabah yeniden fark ettiğim bir soruya dönüştü. Hayvanlar kaç grupta incelenir?
Bu yazı biraz geçmişe gitmek, biraz da şimdiki zamanın hatırlattıklarını tekrar anmak olacak.
Bir Hayvanın Duyguları
Daha önce hiç düşündünüz mü, bir hayvanın hayatı nasıl olur? O basitçe bir kedinin, bir köpeğin, bir kuşun, ya da bir balinanın hayatını nasıl hissettiklerini? Hep hayal ederim. Bir kedinin bakışları, insanın en masum tarafını ortaya çıkarır, bir kuşun kanat çırpışı, insanın ruhunu kaldırır. Ama aslında, onlar da bizler gibi, kendi dünyalarında düşünceler ve duygularla savaşıyorlar. Ve yine de bir şekilde, insanlardan çok daha gerçekler. Bunu hep hissediyorum.
Anlatacağım ilk hikâye de aslında burada başlıyor. Bir sabah, okuldan dönüşte, boş bir sokakta bir kedi gördüm. Küçük, bembeyaz bir kedi… Hangi grupta yer alıyor dersiniz? Omurgalılar mı, yoksa memelilerden mi? Bilmiyorum ama o an, kedinin bakışlarından, sanki kendi duygularını paylaşan birini gördüm. O bakışlar, benim için hayvanların nasıl hissettiklerini anlatan en güzel örnek oldu. Her zaman öğrettikleri gibi, “hayvanlar sadece içgüdüleriyle hareket eder” denir ya, o an, o kedi bana “bazen içgüdüler de duygudur” dedi.
Omurgalılar ve Omurgasızlar Arasındaki Çizgi
Omurgalılar ve omurgasızlar… İki grup, insanları da etkileyen bu iki büyük bölüm, bana hep bir çeşit çekişme gibi gelmiştir. Omurgalılar, kabuğunda bir kemik taşıyan ve dünyaya dik durarak bakan hayvanlar. Tıpkı bizler gibi… Ama bir yanda omurgasızlar var, incelik ve zarafetle hareket eden, doğanın en derin sırlarını taşıyan varlıklar. Bir anlamda, bu iki grubun hayatına bakarken, insan ruhunun iki zıt yönünü görebiliyorum.
Omurgalılar, bir tür inşa etme içgüdüsüne sahipken, omurgasızlar varlıklarını doğanın sadeliğiyle harmanlayabiliyor. Bunu en son geçen hafta bir arı izlerken düşündüm. Arının ömrü, bir günden kısa. Ama o, o bir gününde tüm hayatta kalma gücünü ortaya koyuyor. Sanki insanın kısa ama yoğun hayatına dair bir mesaj gönderiyor. O arının ne kadar da “an”ı yaşadığını düşündüm.
Hayvanlar ve İnsanlar
Kayseri’de bir akşam, arkadaşlarım ve ben, bir kafede oturuyorduk. Havanın soğuk olduğu bir günün ardından, sıcak çikolatalarımızı içerken konuşmalarımızı, düşündüklerimizi paylaşıyorduk. Tam o sırada, bir köpek sesi duyuldu. Bizim masamızın hemen önünden, kirli ve yorgun bir sokak köpeği geçiyordu.
Köpek, başını biraz kaldırıp bize baktı, sonra tekrar yoluna devam etti. O bakış, bir hayvanın insanlara duyduğu o özel güveni anlatıyordu. Sanki o köpek, bu dünyada bir yere ait olamayacak kadar kaybolmuş ama yine de bir yerlere ulaşma arzusuyla hareket ediyordu. O an, hayvanların bazen sadece hayatta kalmaya çalışmak yerine, insana bir mesaj iletme amacında olduklarını düşündüm. O köpek bana, “belki biz insanlar da bir grubuz, ama farklı bir yolda yürüyen hayvanlar da var,” dedi.
Sonuç: Hayvanlar ve İnsanlar Arasındaki Bağ
Bunlar benim duygularım, Kayseri’nin sokaklarında kaybolan bir gencin duyguları. Ama aslında ben hala bu sorunun cevabını arıyorum: Hayvanlar kaç grupta incelenir? Cevap aslında o kadar basit değil. Çünkü her bir hayvanın kendi dünyası var ve her biri, kendi içindeki duyguları dışa vuruyor. Kimisi, doğanın sert yüzüne karşı bir umut ışığı yakarken, kimisi insanlardan ve kendi içlerinden kaçmak zorunda kalıyor.
Beni etkileyen bu grupların sıralaması hiç de basit değil. Hayvanlar sadece bilimsel bir şekilde değil, duygusal bir bağla da incelenmeli. Çünkü her birinin içinde bizim gibi duygular var. O yüzden, hayvanların hangi grupta yer aldığını araştırırken, aslında bir yandan da kendi içsel dünyamızla yüzleşiyoruz. Onları anlamak, aslında insanın en derin yönlerini anlamak gibi bir şey.
Sonunda anladım ki, hayvanlar kaç grupta incelenirse incelensin, duygularıyla her zaman bizlerle.
Summercart ekibi olarak “Hayvanlar kaç grupta incelenir” konusunu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduk. Sağlıklı ve mutlu günler!